Kaygıdan kurtulabilmek

Mayıs 8, 2009

Sakin bir odaya geçtiğimizde,  ya da kendimizle baş başa kaldığımızda, içimizi bir kurt gibi yiyip bitiren  kaygılardan kurtulup ve rahatlayacağımızı düşünürüz. Oysa zihnimizin katmanlarında sinsice  uyuyan kaygı ve endişelerimiz böyle zamanlarda üstümüze daha  büyük bir kuvvetle geliyor ve iç dünyamızda sürekli dramatik senaryolar üreterek çoğu zaman  hayatı zehir ediyor. O yüzden, huzurumuza darbe vuran kaygılarla başaçıkabilmenin yolu, ne yalnızlığa çekilmekten geçer ne de, olup bitenleri yok saymaktan, aksine bunun için önce  kaygıları ve kaygıların tetiklediği alt dinamikleri tanımak ve tanımlamak gerekir.

Kaygılarımızın tohumları hayatın başlangıcında atılır ve bu aşamadan sonra artık biz bu duyguların esiri olmaya başlarız. Bu süreçte, aile içinde ve dış dünyada yaşadığımız olumsuz hayat şartları ve bizim bu hayat şartlarına karşı geliştirdiğimiz savunma araçlarımız da devreye girerek, işimizi iyice çıkmaza sürükler. Kaygılarımız  varlığımızı korumaya yönelik olarak geliştirdiğimiz bir mekanizma olarak devam eder ve bizim gerçek ihtiyaçlarımıza ulaşmayı engeller…

İnsan yavrusu sosyalleşme sürecinde aileden çevreye ve oradan da dış dünyaya doğru açılır, çoğu zaman buralarda  karşılaştığı sorunlarla başaçıkmakta zorlanır. Kişi böyle zamanlarda, ailenin ya da çevrenin  desteğine ulaşamıyorsa, bir kalkan olarak dış dünyaya karşı, korku ve kaygı geliştirebilir. Ve bu  kaygıların ilk tohumları, daha hayatın başındayken, sorunlarla başa çıkma sürecinde yavaş yavaş biçimlenir, hayatımızı etki altına alır. Bu dönem, dış dünya içinde tehlikeler barındıran bir tehdit unsuru gibi algılanabilir. Çocuk bundan sonra kendisi için tehdit oluşturan bu unsurlara karşı varlığını korumaya çalışır ve adeta  birer siper olarak  kaygıya yapışır. Ayrıca aile içinde karşılaştığımız cezalandırıcı ve katı tutumlar, yüksek beklentiler, sözel ya da fiziksel şiddetler de kaygılarımızın ilk basamağını oluşturan patolojik katmanlardır. Böyle durumlarda dış dünyadan bir kötülük beklentisi içine gireriz ve bu kötülüğün kendimize ya da çevremize karşı yönelebileceğinden korkarız.

Kaygının iç dünyamıza yansıması ise kaçınma ya da seçici bir ayıklamayla bilinçten uzak tutma şeklinde ortaya çıkıyor. Bu durumda, kaygımızı tetikleyen etkenlerden  kaçarak, içdünyamızda bir korunma mekanizma geliştirir ve buna bir zırh gibi yapışmaya çalışırız. Mesela yüksek alanlardan korktuğumuz için buralarda bulunmamaya özen gösterir, kapalı yerlerden  korktuğumuz için de bu tür mekanlardan kaçar,  hatta asansör yerine merdiven kullanmayı dahi tercih ederiz. Ya da, zihnimizi meşgul eden ve içimizi bunaltan kaygılardan uzaklaşarak, bu duyguları çağrıştıracak olayları aklımıza getirmemeye, yok saymaya çalışırız.   Aslında bütün bu çabalarımızın altında, özsaygımızı, varlığımızı sürdürmeye, yakınlarımızı bağımlı olduğumuz nesneleri kaybetmemeye onlardan yoksun kalmamaya yönelik içgüdüsel  tepkimelerimiz vardır. Yani, okula giden çocuğumuzun ardından “acaba bir şeyler mi olacak, başına kötü şeyler gelirse…” türünden geliştirdiğimiz  kaygımız aslında, onu kaybetme ondan yoksun kalma, yada duygusal  bir zarar görme endişesinin sonucudur. Ve bu kaygılar kişiyi sürekli fiziksel ve duygusal bir kaosun içine sürekler, bunun sonucunda da, kaybetmekten korktuğu kimseleri telefonla aramaya, “onu yapma şunu yapma” türünden nasihatlar vermeye  başlar. Çünkü zihninde kendisini sürekli huzursuz eden dramatik bir sahne vardır, burada yaslar, ayrılıklar, hüzünler içeren senaryolar oynanmaktadır.

Günümüz insanının sık sık  şikayette bulunduğu ve kurtulmak için çeşitli yöntemlere başvurduğu  kaygı durumları ve bunları tetikleyen ailesel, toplumsal ve bireysel  nedenler vardır. Bundan kurtulmak bazen uzman yardımıyla ya da tedaviyle mümkün olur. Ancak sıradan korkularımızdan yersiz kaygılarımızdan kurtulabilmek biraz da bizim elimizde. Bu, öncelikle kişinin Yaratıcı’ya teslim olması ve imkanları doğrultusunda üzerine düşeni yaptıktan sonra her şeyi Allah’a bırakmasıyla mümkün olur. Dünya gerçekten iyiyi de kötüyü de içinde barındıran bir değirmen gibi her daim dönüyor… Başınıza nelerin gelebileceğini, neler yaşayacağınızı hiç kestiremiyorsunuz. Gün içinde hiç beklemediğiniz binlerce olayla karşılaşıyor, kimine tebessüm ediyor kimine hüzünleniyorsunuz… Bütün bunları sizin kestirebilmeniz ve takdir edilenden kaçmanız mümkün olmuyor. Bu durumda yapacağınız tek şey Yaratıcı’ya sığınmak… Çocuğunuzdan, eşinizden, işinizden, sağlığınızdan, dostlarınızdan, yaşadığınız mekandan yoksun kalma, mahrum olma  korkularına kapılmadan, her şeyi  gerçek sahibine emanet ediniz ve sevdiklerinizi onun koruyuculuğuna bırakınız… İşte o zaman içiniz rahatlayacak, keşkeleriniz silinecek  ve sükut bulacaksınız. Çünkü sizin de evrenin de sevdiklerinizin de sahibi Allah’tır ve siz her şeyi sahibine bırakmakla aslında sırtınızda bir kambur gibi yükselen o kaygılardan da kurtuluyorsunuz.

Entry Filed under: Avatarlar & Resimler & e-kart, Kişisel Gelişim, psikoloji, Âilemiz. .

1 Comment Add your own

  • 1. NosracH  |  Temmuz 2, 2009 at 4:19 pm

    Kaygılanmak veya gelecek için endişe etmek fıtratımızda var olan bir şeydir.Eğer bu kaygıyı yok etmeye çalışırsak, fıtratımızdan uzaklaşmış oluruz.Ama, bu kaygıyı asli rayına oturtursak, o zaman lokomotifimiz doğru yola girer.Yani, kaygılarımız Allah için ve ahiretmiz için olmalı.Aksi halde, kaygılarımızın bize zarar vermesinden kurtulamayız.

    Yanıtla

Leave a Comment

Required

Required, hidden

Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Kategoriler

Son Yazılar

Aile Danışmanı Fatma Tuncer Yazıları

Son Yorumlar

tijeen on Nazar Köşesi :)
cansel on Hz.Ali’nin (k.v.) dilinden…
murat on Cünüplükle ilgili Sorular
Eşarp on Tesettür Giyim-1
fatma on ihanimwordpresscom-hijab-200

Popüler Yazılar

Etiketler

Aile bebek bebek odası bebek süsleri beşik bilim bilinçli anne baba Cinsellik Doğum Kontrol ekitap erkek erkek odası erkeğin kadına arkadan yaklaşması ev hali evimiz evlat günah Hamilelik hanımlar haram hayırlı ilim ilmihal islam Kadın kadın ilmihali kadınlar karyola karı kitap koca kul Kuran kuranı kerim kız odası nikah Nişan sağlık yatak Âilemiz Çocuk Odası çocuk çocuğum İslam soruları şerli

RSS Bizim aile

Arşiv

Blog İstatistikleri