Hakkımızda

Sene İkibinaltı Temmuz
Kanlarımızın büyük hissiyatlarla aktığı bir dönemde beraber okumak/öğrenmek/öğretmek adına…
Sanalın istenmeyen, yanlış ve vakit alan her unsurunu bir kenara iterek, doğruyu bulma çabalarında yardımcı olmak üzere…
Kafamıza takılan her soruya, muamma olmuş çıkmazlara kapı aralamak için..
Daha doğrusu;
Hepimiz için biraz yer açtık.
Katılımınız bizlerin azmini ve şevkini arttırıyor. Her geçen gün beraber yürüdüğümüz yolda daha çok kişiye ulaşıp daha fazla yardımcı olmak temennimizdir. Sizlerin de desteğiyle başladığımız bu yola Allah’ın izniyle emin adımlarla devam edeceğiz.
ihanım
46 Comments Add your own
Leave a Comment
Some HTML allowed:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Trackback this post | Subscribe to the comments via RSS Feed
1.
eylem ahıska | Eylül 17, 2006 at 5:55 pm
öncelıkle selam aleyküm böyle bır köşe hazırladıgınız icin cok sagolun ben hıç bırsey bılmesken devamlı bu sayfaya gırıp bırseyler ögrenmek istemışimdir başarılarınızın devamını dılerım
2.
Suavi | Eylül 28, 2006 at 9:19 am
Siteniz güzel olmuş. http://www.budur.com adresinde linkiniz vardı ve sitenize bu şekilde bir tesadüf sonucu ulaşabildiğime sevindim. Her zaman daha iyiye gitmeniz ve başarınızın devamı dileğiyle, sevgiler.
3.
elif_dilruba | Ekim 6, 2006 at 7:03 am
ne denilebilir ki …. maşallahu teala… çok güzel…rabbim emeklerinizin karşılığını iki cihanda da versin… kolay gelsinnn
4.
mustafa | Ekim 8, 2006 at 4:49 pm
Ben bu sayfaya EMİNE ANNE’nin telefon ve ev adresini bulmak için girmiştim.ama bulamadım. Şuanda bunalımlardayım. Neolur bu yazdığımı okuduktan sonra; eğer EMİNE ANNE’nin adres ve telefonunu biliyorsanız benim e-mail.adresime yollayın yada 0544 484 72 34 nolu telefona mesaj ile yollarsanız çok sevinirim.ALLAH’ım ilgilenenden de ilgilenmeyenden de razı olsun…..
5.
mustafa | Ekim 8, 2006 at 4:51 pm
Ben bu sayfaya EMİNE ANNE’nin telefon ve ev adresini bulmak için girmiştim.ama bulamadım. Şuanda bunalımlardayım. Neolur bu yazdığımı okuduktan sonra; eğer EMİNE ANNE’nin adres ve telefonunu biliyorsanız benim e-mail.adresime yollayın yada 0544 484 72 34 nolu telefona mesaj ile yollarsanız çok sevinirim.ALLAH’ım ilgilenenden de ilgilenmeyenden de razı olsun….. mustafa_ilerin@hotmail.com
6.
ferhat | Ekim 8, 2006 at 9:50 pm
Gerdek gecesiyle ilgili takıldığım bir vardı ama bu açık olarak yazamam. Kimse bunu görmeden nasıl yazabilirim ve cevabını nasıl alabilirim, yardım ederseniz çok sevinirim, bana meil adresimden ulaşabilirsiniz, Şimdiden Teşekürler
7.
...Manyağı | Kasım 2, 2006 at 2:24 pm
Yeni Gelinlerde Cinsel İstek Azlığı:
Bazı kadınlar, hele kadınlığa daha yeni adım atan bazı gelinler cinsel ilişkiden hiçbir zevk almazlar. Cinsel birleşmeye katlanılması gereken nahoş bir görev gözüyle bakarlar. Kadındaki bu soğukluk ya bütün ya da kısmi olur. Ayrıca bu soğukluk doğuştan olabileceği gibi sonradan da meydana çıkabilir. Bütün soğuklukta, kadın cinsel ilişkiden hiçbir zevk almaz, hatta cinsel ilişkiden nefret edebilir. Yarı soğuklukta ise, kadında zaman zaman bir uyanma olur. Bütün soğukluğa pek az rastlandığı halde yarı soğukluğa evli kadınların hemen yüzde 10′unda rastlanır. Bazı araştırıcılar bu oranı yüzde 40′a kadar yüksek göstermektedirler.
Ancak burada cinsel soğuklukla orgazm olmayışı birbirine karıştırmamak lazımdır. Orgazma ulaşamayan her kadın soğuk değildir. Cinsel soğukluk demek, karşı cinsi arzu etmemek demektir. Yani cinsel arzunun olmayışıdır, kadında cinsel isteğin az veya hiç olmayışı demektir. Bir çok kadında normal hatta normalin üstünde de arzu olur da yine de orgazm meydana gelmeyebilir.
Evlilikten önce ve evliliğin ilk günlerinde kadının arzu duymayışı normal sayılmalıdır. Cinsel ilgiye kapalı yetiştirilen kızlarda bu hal çok sık görülür. Burada şunu belirtmek doğru olur. Bir kızın gerçekten bir kadın haline gelmesi için bir çok kereler sevişmesi, birleşmesi şarttır. Nitekim bazı kadınlar sırf kocalarının anlayışsızlıkları nedeni ile hayatları boyunca cinsel arzu duymazlar. Duyanlar da bir türlü arzularını tatmin edemedikleri için ruhsal hastalıklara sürüklenirler veya soğuk bir kadın olurlar. Kadın ancak ruhuna hitap edildiği zaman uyanır. Erkeğin bunu kesinlikle bilmesi şarttır. Eşinin uyanışı ile zevk alabilen erkek her şeyden önce eşine zevk verip vermediğini kontrol etmelidir. Sevilmek demek anlaşılmak demektir.
Erkek, eşinin cinsel davranışlarını ilişkinin mutluluğu için büyük bir titizlikle gözlemelidir. Erkeğine karşı arzu duymayan ya da arzuları tatmin olmayan kadın, yuvasına neşe ve huzur veremez. Erkek de evde bulamadığını dışarda aramak zorunda kalır. Bu yüzden kadında soğukluk problemini geniş ölçüde vermek istiyoruz.
Soğuk kadında aşka karşı ya çok az bir eğilim vardır, ya da hiç yoktur. Bunlar cinsel temastan zevk almazlar, kocalarına karşı pasif davranırlar. Hamile kalarak çocuk doğurabilirler, çoğunlukla da ideal bir anne olurlar. Akıllı olanları kocalarını mutlu etmek, onlara daha fazla zevk vermek için soğukluklarını gizlerler, arzu duyuyormuş gibi yaparlar. Bazıları ise soğuklukları ile iftihar etmeye bile kalkışırlar hatta bunu her yerde söylerler. Bu yanlış bir davranıştır.
Kadının Cinsel Soğukluğu:
Cinsel birleşmeden gereğince zevk almayan veya cinsel istemi olmayan ve cinsellikle ilgili davranışlar ve uyarılara ilgi duymayan kadınlara genel olarak firijit denmektedir. Fakat bu deyim doğru bir tanımlanma olarak artık kabul edilmemektedir. Çünkü firijit, yani gerçek anlamda cinsel açıdan soğuk kadın yoktur. Ancak cinsel uyarılmaya az oranda cevap verenler vardır. Bir kadının cinsel yönden soğuk olması onun kısır olması anlamına gelmez. Kısırlık, kadın sorunlarının en ciddi olanlarındandır.
Cinsel istem azlığı veya tutukluğu olan kadınlarda erotik uyarılmaya cevap yoktur. Bu kadınlar cinsel davranışlardan zevk duymazlar. Fizyolojik olarak cinsel uyarım belirtileri göstermezler. Örneğin eşi tarafından uyarılmalarına ve cinsel birleşmeye rağmen vajinada nemlenme olmaz. Bunların bazıları dokunmadan hoşlanırlarsa da pek çoğu en küçük bir zevk bile almazlar. Hatta bazıları cinsel davranışlardan nefret eder. Esasen cinsel uyarıya hiç cevap vermeyen kadın yok gibidir.
Cinsellikten zevk almayan kadın, cinsel birleşmeye adeta bir işkence gibi bir yaklaşım içindedir. Bazıları genellikle ekonomik nedenlerle zevk duymadıkları cinsel birleşmeye katlanırlar. Bazıları itici buldukları cinsellikten kaçmak için çeşitli hastalık bahaneleriyle cinsel birleşmeden kaçınırlar. Pek çoğu evliliklerini sürdüremezler. İstatistiklere göre bu tür rahatsızlığı olan kadınlar iyileşmek için bir çaba sarfetmezler. Cinsel birleşmeyle ilgili sorunları olan erkekler ise, bu durumdan kurtulabilmek için gerekli türlü girişimi yaparlar.
Bu soğukluğun yerleşmesi halinde bu kadınlarda kendinden iğrenme, umutsuzluk ve depresyon gibi belirtiler ortaya çıkar.
Özellikle yeni evli bir kadının olgun bir kadın gibi cinselliğ yaşaması beklenemez. Hele cinselliğe karşı kötü ve tehlikeli olduğu ileri sürülen bir bakış açışı içinde yetişen bir genç kızın evliliğinin ilk gününden itibaren cinselliği bütün doyumu ile yaşaması mümkün değildir. Diğer bir deyimle cinsel birleşme ile orgazma ulaşmayı öğrenebilmesi için belirli bir süre gerekir. Bu süre kadından kadına değişmektedir. Kadındaki cinsel soğukluğun tabanında, cinsel zevki bir erkekte birlikte paylaşma tutukluğu ve korkusu vardır. Ödipüs kompleksi ve bazen görülebilen “erkek düşmanlığı” ile cinsellikte başarısızlık korkusu ya da cinsellikle ilgili suçluluk duyguları frijiditenin nedenleri arasında ileri sürülmektedir. Bu tür duygusal engeller kadının cinsel uyarıya cevap vermesini de engellemektedir.
Tedavide en önemli unsur önce korku ve kaygıdan uzak bir sevgi ortamına eşlerin ulaşmasını sağlamaktır.
Cinsel Soğukluğun Çeşitli Nedenleri Vardır:
Cinsel ilişki esnasında kadının fiziksel ve ruhsal davranışlarını bozucu ya da engelleyici, hatta ketleyici (cinsel ilişkiden soğutucu) bir grup etken de cinsel ilişki esnasında etkili olur. Buna tiksinme, çekinme denir. Örneklerde açıklanacağı gibi.
1) En baş ve çoğunlukla rastlanılan soğukluğa sebep: Kadın-erkek arasında büyük yaş farkı olması ve erkeğin cinsel organının yeterince dikleşmemesi, böylece kadına yeterince zevk vermemesinden olur. Bazen de erkek kadını uyarmasını bilmez. Daha kadın yeni uyanırken erkek boşalır ve kadın cinsel temastan bir şey anlamaz. Bu nedenle cinsel temasta bulunmak istemez. Erkek ile kadın arasındaki yaş farkı 10 yaştan fazla olmamalı. Herhangi bir nedenle kamış yeterince dikleşmiyorsa (iktidarsızlık) bunun düzeltilmesi imkanları vardır, çaresine bakmalıdır. Erkek ve kadın cinsel temasta karşılıklı birbirlerini tatmine çalışmalı, bunun için genellikle görev erkeklere düşer, temastan önce hanımını uyarmalıdır.
Cinsel İlişkiden Kaçan Kadının Ve Kocasının Şikayetleri:
Kocanın şikayeti: …”Ben yatağa giriyorum, karımsa bulaşık yıkamakla meşgul. Kendisine şimdi şu işi bırakıp yarın yapsan olmaz mı, diyorum.”
Kadının şikayeti: “Mahsus gitmiyorum. Çünkü gidersem hemen o işi yapmak isteyecek, sevişmeden, okşamadan…ve sonra sırtını dönüp yatacak.”
2) Kadının bedenen, ruhen ve cinsel yönden kocası tarafından beğenilmeme korkusu da kadında soğukluk meydana getirir. Bu korku evliliğin ilk aylarında daha çok olur. Sözlülük ve nişanlık dönemleri, bu korkuyu ve utanmayı atmaya yarar. Eşler daha birbirini istemeden, bedenen ve ruhen anlaşıp birbirini beğeneceklerini kestirmeli, ondan sonra evlenmeye talip olmalıdır.
3) Kadının hamile kalmaktan korkması da onu cinsel isteksizliğe iter. Genç ve orta yaşlı kadınların gebe kalma korkusu, en büyük korkularıdır. Ama yaşa ve sağlık durumuna göre her ay kadın ve erkeğin belirli sayıda cinsel temas istekleri olur ve olmalıdır da. Bedenen ve ruhen sağlıklı kalmaları için bu temasların yerine getirilmesi gerekir. Eşlerden biri buna cevap veremezse, ailenin dengesi bozulur.
4) Kocasına karşı kin ve nefret duyma da kadında cinsel soğukluk yaratır. Kadının gönlü olmadan istemediği erkekle evlenmesi bunda en baş rolü oynar. Bunu önlemek için her iki tarafın kendi arzusu ile evlenme olmalıdır.
5) Kadına ilgisizlik, saygısızlık ve sürekli horlama, kadında cinsel isteği azaltır. Cinsel birleşme sırasında, o ana dek bilinç alanında olmayan, geçmişte bilinçdışına ittiği, kocasının onu çok kıran, varlığını yaralayan, hiçleyen sözlerinin ya da davranışlarının birden bilinç alanına çıkması, cinsel birleşmede orgazma ulaşamayan kadınların çoğunda tesbit edilen ketlenme (aniden cinsellikten soğuma) biçimidir.
6) Bedenen ve ruhen kadının fazla yorgun düşmesi onun cinsel bakımdan sönmesine neden olur.
7) Sigara, çay, kahve, alkol gibi vücudu zehirleyen maddelerin fazla kullanılması, erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da cinsel isteğin sönmesine neden olur.
Bazı ağrı kesici ilaçların, hormonların fazla kullanılması zamanla tüm sinirleri yıpratır ve kadınlarda cinsel soğukluğa yol açar. Bu nevi ilaçlar çok az ve seyrek kullanılmalıdır.
9) Sürekli üzüntü, keder ve acılar da tüm sinirleri yıpratır, dolayısıyla kadında soğukluğa neden olur. Sinir bozukluğu tüm sağlığı kemirir.
10) Beslenmedeki dengesizlikler, hatalar, yeterli ve dengeli beslenmeme, vücutta genel güçsüzlüğe, kofluğa, cinsel soğukluğa neden olur.
11) Kalabalık aile. Cinsel ilişkinin görülme veya duyulma korkusu, kadını cinsellikten uzaklaştıran sebeplerdendir.
Soğukluğun Tedavisi:
Soğukluğun tedavisi, bunu meydana getiren unsurlara bağlıdır. Eğer kadında soğukluk kocanın bilgisizliğinden geliyorsa bu durum derhal giderilmeli, erkek eşi ile gereği gibi meşgul olmalıdır. Erkeklerin çoğu sevişmeyi bildiklerini zannederler bu hususta bir şeyler öğrenmek istemezler. Ya da kısır bilgilerinin dışındaki fikirleri kabul etmezler. Oysa eskiye göre durum çok değişmiştir. Cinsel bilgisi noksan, tekniği zayıf bir erkek, eşine çok güç hakim olabilir. Kadın iş hayatına atılmış, topluma tamamen girmiştir. Üstelik gördükleri her şeyde cinsel bilgi verecek şeyler bulmaktadır. Sinemalarda, tiyatrolarda, kitaplarda çeşitli aşk sahneleri seyredip okumaktadırlar. Kocasının davranışları ile uyanmayan kadın, gördüğü okuduğu çeşitli örneklere bakarak eşini kıyaslayacaktır. Bu kıyaslamada erkeğini zayıf ve beceriksiz bulan kadın için yaşam çekilmez bir hale gelecektir. Son yıllarda yuvalarını terk edip kaçan evli kadınların sayısı bu yüzden gittikçe artmaktadır. Erkeğin boş gururu kadını eve bağlamaya yetmemektedir.
Geri kalmış veya İslamî duyarlıktan uzak toplumlarda erkek, yalnız kendi zevkini tatmin için evlendiğinden eşinin arzularını hiçbir şekilde hesaba katmaz. Bazı erkekler, evlenmeden önce aşk ticareti yapan kadınlarla haram olduğu halde cinsel temas etmiş olabilirler. Burada bir fahişenin zevk alması düşünülemez. Erkek de bu yüzden kadında zevk aramaya alışamamıştır. Oysa evlilik yeni ve farklı bir ilişkidir. Bekarlığındaki durumu mutlak surette değiştirmesi gerektiği halde, çoğu erkek aynı davranışı sürdürür. Eşi ile bir fahişe ile yattığı gibi yatar. Onun zevk almasını düşünmez bile.
Bazı toplumlarda kadının cinsel ilişkide zevk belirtisi göstermesi ayıp sayılır ve kadının hisleri erkeklerin kompleksleri yüzünden bile bile körletilir.
Hormon bozukluğu ve dengesizliği yüzünden frijidlik (soğukluk) gösteren bazı kadınlara rastlıyorsak da bunlar azınlıktadır ve tedavileri son derece kolay ve basittir. Kadınlardaki cinsel isteksizliğin temel nedeni psikolojiktir, ruhsal nedenlere dayanır. Bu nedenlerin çoğunluğu da kadının küçüklükten beri cinselliği ayıp, çirkin, korkunç bir şey bilerek büyütülmüş olmasıdır. Bu tür öğretilerle büyüyen bir kız, evlendikten sonra da cinsel ilişkiyi utanılacak, korkulacak bir şey gözüyle görür. Bu yanlış fikirden kurtulamayan kadınların bir psikiyatriste danışmalarında yarar vardır. Bu durumda kısa zamanda Allah’ın insana en büyük bağışlarından biri olan cinsel zevki tadabileceklerdir.
Bir cinsel yaşantı sürdürdüğü halde bundan hakkı olan zevki alamayan kadın gerçekten acıklı bir durumdadır. İstatistiklere göre boşanma nedenlerinin çoğunluğu, kadının cinsel soğukluğu, kocasına karşı kadınlık görevlerini yerine getirmemesi meydana getiriyor. Gerçi soğukluk hiçbir zaman itiraf konusu yapılmaz. Yapılsa bile mahkeme koridorları değildir bunun yeri. Az çıkar bu türlü itirafta bulunabilecek kadınlar… Fakat tatmin olamayan bir kadın her şeyi mesele yapar, ufacık şeyi gözünde büyütür, herşeye kızar, öfkelenir. Tam bir sinir küpüdür! Geçimsizliklerin temelinde işte bu tatminsizlik yatar ve kadını sürekli olarak rahatsız eder.
Bir kadın, evlilik hayatında bir kez olsun eşzamanlı ruhsal ve cinsel orgazma ulaşmışsa, o kadın “Soğuk kadın” değildir. Ya cinsel uyarımda eksiklik vardır. Ya da uyarılmıştır ama orgazma ulaşamadan yukarıdaki saydığımız nedenlerden dolayı ketlenme olmuştur. Bu da aşktan uzaklaşmasına ve tiksinmesine sebep olmaktadır.
Kadını soğukluğa iten bir başka neden ailelerin tutumudur. Anne ve baba parası ve toplumda çok önemli bir yeri var diye, kızlarıNI yaşlı erkeklerle evlenmeye mecbur ettikleri zaman da cinsel soğukluk kadının yakasını bırakmaz. Bu durumdaki kızlar kocalarından zevk alamazlar. Bu tip kadınlar, kocaları ölünce ya da boşanıp hoşlandıkları bir erkekle evlenince cinsel soğukluktan eser kalmaz…
Kadının soğukluğundan, kocalar da sorumlu olur. Kocaların kötü davranması, hoyrat ve bencil tutumu onları bu hale getirmiştir. Cinsel soğukluk genellikle kadınlarda rastlanan bir durum olmasına karşın, aşırı istek hem erkeklerde hem de kadınlarda rastlanan bir olgudur.
Soğukluk Giderilebilir:
Yeni evli bir kadının bu tür tepkiler gösterdiğine bakarak hemen onu cinsel soğuklukla suçlamak yanlış bir davranıştır. Evliliklerinin ilk günlerinde geline anlayış göstermek gerekir.
Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 24′ü ilk birleşmede, yüzde 27’si evliliklerinin ilk bir kaç haftasında, yüzde 26’sı bir yıl sonra, yüz 16’sı bir yıldan daha uzun süre sonra orgazmı başarmıştır. Kadınların yüzde 7’si evlilikleri boyunca orgazmla hiç tanışmamıştır.
Cinsel soğukluk duyan kadınların pek çoğu kocasından göreceği sıcaklık, sevgi ve ilgi sonucu normal düzeye ulaşabilir.
Cinsel sağlığını sevgi ve şefkatle kazanamayan kadınların fiziksel veya ruhsal tedavilere tabi tutulmaları kaçınılmazdır.
Cinsel Soğukluğun Giderilmesi:
Evlenen bir kadında genç, orta ve ileri yaşlarda cinsel soğukluk görülebilir, bu istenmeyen bir olaydır. Zira yuvanın yıkılmadan devamı, her yaşta karı kocanın karşılıklı cinsel isteklerine cevap vermeleriyle mümkündür. Aksi halde araya üçüncü bir kimse girer ve yuvanın saadeti sarsılır, yıkılabilir.
Gerek başlangıçtaki ve gerekse sonraki yıllardaki cinsel soğukluklar sebebi tesbit edilerek giderilebilir.
Sık sık seyahat etmeli. Seyahat hem sinirleri dinlendirir ve hem de cinsel uyanmayı sağlar.
Kadın, bir psikiyatr doktora giderek soğukluğunun nedenini çözmeli ve onu gidermenin çarelerini öğrenmelidir. Doktora eşiyle birlikte gitmelidir. Cinsel temasta her türlü korku bir yana bırakılmalı (gebelikde dahil), istekle ve zevkle yapmaya çalışmalıdır.
Cinsel Doyuma Ulaşamayan Kadınlarda Meydana Gelen Hastalıklar:
Eşzamanlı ruhsal ve cinsel doyuma ulaşamayan kadınlarda çeşitli psikolojik ve bedensel hastalıklar meydana gelmektedir. Örneğin; kalp çarpıntıları, mide ağrıları, baş ağrıları, korkular, halsizlik ve sinirlilik…gibi hastalıklar oluşur.
Evliliklerde ve aile içi ilişkilerde eşler çatışmalarını, ruhsal gerginliklerini, güven verici bir psikolojik ortamda gideremeyince, birbirlerine yönelik davranış biçimi olarak ortaya koyuyorlar. Öyle bir davranış biçimi ki, birbirlerine karşı duydukları sevgiyi, kini ifade edebilsin… Örneğin, eşine karşı kızgınlığını, yatağa girer girmez sırtını dönüp yatarak göstermek gibi…
Ne var ki çoğu kez böyle bir davranış biçimine imkan bulunmaz. İşte o zaman çatışmalar, ruhsal gerginlikler bedene yansır, bedene aktarılır, beden aracılığıyla ifade edilmeye çalışır. Yani psikosomatim iletişim denilen özel bir iletişim biçimi geliştirilir. Böylece sözlü olarak kurulamayan iletişim, sözsüz bedensel belirtilerek kurulur.
Gözlemlerimize göre, aylarca, hatta yıllarca süren birçok bedensel belirti ve psikosomatik hastalık, eşlerin bu sözsüz bedensel iletişimi bırakıp konuşmaya, sözlü iletişime geçmeleriyle iyileşmektedir. Psikoterapinin psikosomatik hastalıkları iyileştirme etkisi, sözsüz iletişim yerine sözlü iletişimin geçmesiyle başlıyor. Sözlü iletişimlerin en düzenlisi olan psikoterapi, ilkel olan bedensel iletişim yerine, zihinsel-sözlü iletişimin yerleşmesi, oturması olgusudur
8.
...Manyağı | Kasım 2, 2006 at 2:27 pm
Adetli kadını kestiği yenilir mi?
* Helal olması için hayvanı erkeğin kesmesi şart değildir. Hayvan kesmesini bilen kadınlarda kesebilirler. Hatta adet veya lohusa durumunda olan kadınlar bile kesebilir, kestikleri yenir. (1)
* Adetli Kadın Kuran’a Bakabilir mi?
* Adet ve Lohusa durumunda veya cünup olan bir kimse okumadan, hecelemeden Kur’an-ı Kerime yalnız bakabilir, bu mekruh değildir. (1)
* Adetli Kadın Kur’an Dinliyebilir mi?
* Adetli veya lohusa durumunda bulunan bir kadın, Kur’an-ı Kerimi tutmadan, okunan Kur’an’ı okuyarak takip etmeden, hecelemeden yalnız dinlemesi caizdir. Bu durumun sevap derecesini ancak Allah bilir.(1)
* Adetli Kadın Kur’an Meali Okuyabilir mi?
* Bu durumdaki bir kadın, Kur’an’a ve ayet yazılı bir şeye el süremez. Arapça dışında Farsça, Türkçe gibi bir dile yazılmış olan Kur’an mealini, tutmak haramdır. Onda Kur’an ahkamı yazılı olduğundan Kur’an hükmündedir. Eğer içinde ayet bulunmuyorsa Türkçe kitap okumalarında bir mahzur yoktur. Eğer kadın adet durumunu öğrenmek istiyorsa zarureten fıkıh kitaplarına da bakabilir. (1)
* Adetli Kadın Secde Ayeti Duyarsa
*
Adet veya lohusa durumunda olan bir kadın, namaz kılmakla mükellef olmadığı için secde kendisine vacip değildir. Cünup olan için bu böyle değildir. Cünup olan kimse, kadın olsun erkek olsun eğer secde ayetini duyarsa tilavet secdesi vacip olur. Temizlendikten sonra bu secdeyi yerine getirmeleri gerekir.(1)
* Adetli Kadın Namaz Vaktinde Ne Yapar?
* Ülemâ: ” Hayızlı kadının her namaz vakti için abdest alarak namaz yerinde o namazı kılacak kadar oturması, adetini unutmamak için tesbih ve tehlil (Lâ ilâhe illâllâh) ile meşgul olması müstehabdır.” demişlerdir. Bir rivayette: “bu kadına evvelce kıldığı namazların en güzelinin sevabı verilir.” buyurulmuştur. (2)
* Adetli Kadın Mübarek Gecelerde Ne Yapar?
* Kadınların namazsızlık halleri eğer Ramazan, kadir gecesi, bayram, kandil…gibi şerefli ve kıymetli, müminlerin günahlarının bağışlanacağı ve derecelerinin yükseleceği mübarek vakit ve zamanlara rastlıyacak olursa, o mümin ve müslüman kadınların kalblerindeki niyetlerine göre “Her kişiye, muhakkakniyetinin hakkı verilir” hadis-i şerfleri gereğince, o hayırlı günleri ve geceleri ibadetle geçirmek niyetinde idiyseler, şüphesiz ki, o mübarek ve güzel günlerin ve gecelerin rahmet ve bereketlerinden nasiplerini hem de eksiksiz olarak alacaklardır. Çünkü kadınların bu namazsızlık halleri, ellerinde olmayan bir özür kabilinden olduğu ve kendi istekleriyle olmadığı için mahrum olmalarını gerektirmez. Niyet, söz ve amelden hayırlıdır; çünkü söz ve amele gösteriş karışabilir, fakat niyete hiçbir şey karışamaz. (3)
Kaynaklar:
Büyük Kadın İlmihali, Rauf PEHLİVAN, Gonca Yayınevi, 1993 (1)
İzahlı Kadın İlmihali, Asım Uysal, Mürşide Uysal, Uysal Yayınevi, 2001, 11.Baskı (2)
Kadın İlmihali, M.Cemal Öğüt,1971, Bahar Yayınları, 9.Baskı (3)
Kaynaklarıyla
Büyük Kadın İlmihali
Rauf Pehlivan
İzahlı Kadın İlmihali
Asım Uysal
9.
tarıkatay | Aralık 28, 2006 at 5:49 pm
selamalüyküm tüm müslümanlara
10.
yasemin | Ocak 18, 2007 at 9:32 am
site çok güzel olmuş girilmeye değer ellerinize sağlık http://www.yeniasirseriilan.com tüm gazete ilanlarınız için sitemize beklerim
11.
Gamze | Ocak 20, 2007 at 12:15 am
Siteniz güzel olmus emeginize saglik…
12.
mimnun | Ocak 30, 2007 at 11:42 pm
Allah cc razı olsun ebeden daimen…çok faideli bir blog.Rabbim muvaffak kılsın…selam ve dua ile…
13.
Al SadR Ketfe hun Alim | Şubat 23, 2007 at 10:25 pm
O ne büyüktür ki, Ona gücümüz yetmez! O ne büyüktür ki Aklimiz ona ermez! O ne büyüktür ki Allah Tevbe edenei geri cevirmez, ve O ne büyüktür ki Allah Hic bir dua yi Geri cevirmez bilmis Ol Allah cc Senin Anliyamiyacagin zekadadir! O nun Güzelleigi herseyten güzeldir. evet cok güzel bir site hayirli olsun devami da gelir insallah!
14.
Al SadR Ketfe hun Alim | Şubat 23, 2007 at 10:26 pm
Keyfel haal millet
15.
Rabbani2007 | Mart 9, 2007 at 6:37 pm
Tek kelime ilemuhteşem
yalnız birkaç yerde eksikler var dikkat edin
16.
gençmücahid | Mart 10, 2007 at 7:06 pm
selamun aleyküm
Zişan abla ilgilenmiş olduğun ihanım wordpress adresinin daha çok kişiler tarafından gezilip buradan birşeyler öğrenmesini temenni ederim ilk olarak.
Mirfad Mes’ud olarakta imamhatiplim.com da wordpresste görelim yakın zamanda seni
Zişan olarak imamhatip.com
Mirfad olarak imamhatiplim.com göreyim seni…
Selametle.
17.
Ali | Mart 24, 2007 at 8:29 am
Merhabalar. …. Ailesi Olarak Sitenizi Beğendik. Basarılarınız Devamını Dileriz.Sevginin Adresi->
18.
sonsuz_nur | Mart 27, 2007 at 4:50 pm
selamun aleykum siteniz çok güzel olmus.hazırlayanlardan alla razı olsun başarılarınızın devamını dilerim
19.
sonsuz_nur | Mart 27, 2007 at 4:51 pm
selamun aleykum siteniz çok güzel olmus.hazırlayanlardan alla razı olsun başarılarınızın devamını dilerim. vaktim oldukça buraya girmeye çalışıyorum.allaha emanet olun. s.a
20.
sonsuz_nur | Mart 27, 2007 at 4:52 pm
selamun aleykum siteniz çok güzel olmus.hazırlayanlardan allah razı olsun başarılarınızın devamını dilerim. vaktim oldukça buraya girmeye çalışıyorum.allaha emanet olun. s.a
21.
sümeyra | Mart 27, 2007 at 4:54 pm
siteniz çok güsel olmuş.allah razı olsun hazırlayanlardan
22.
merve | Mart 27, 2007 at 4:56 pm
s.a siteniz çok güzel olmuş başarılarınızın devamını dilerim…
23.
yasin | Mart 28, 2007 at 12:07 am
S.a tasvip etmediğim yazılar kalkmış ve site daha güzel olmuş…
24.
sait | Mart 30, 2007 at 5:21 pm
selam kandilinzi mübarek olsun: 05395561750
25.
sait | Mart 30, 2007 at 5:22 pm
selam kandiliniz mübarek olsun: 05395561750
26.
Ali ihsan Gayretli | Nisan 6, 2007 at 4:13 pm
Bide Kendi Siteme Beklerim ..
27.
fatma | Nisan 7, 2007 at 8:26 pm
An oluyor bir garip duyguya varıyorum,
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum?..
28.
fatma | Nisan 7, 2007 at 8:27 pm
Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş Türkçesi;
Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi…
29.
fatma | Nisan 7, 2007 at 8:29 pm
Bu siteyi hazirlayan boyle faydali ve ilim sahibi insanlardan Allah razi olsun:)
30.
meral | Nisan 9, 2007 at 12:09 pm
sitenizi çok güzel ve faydalı bulduğumu belirtmek isterim.ben de kendi çabalarımla …..sitesini hazırladım.hayırlı günler dilerim.
31.
asude | Nisan 11, 2007 at 6:39 am
selamun aleyküm
Tevafuken karşılaştım siteyle dualar çok güzel Rabbim razı olsun emeği geçen herkesten
32.
ABDULLAH13 | Nisan 13, 2007 at 12:44 pm
selamün aleyküm…
Allah Razı Olsun …..kardaşlarım…Rabbim ecrinizi ziyadesiyle verir inşaallah…
bencede kadın hakkı diye birşey ytoktur….hak olan insan hakkıdır, bir erkeğin hakkı ile bir kadının hakkı birbirinden farklı olabilir çünkü ikisinin birbirinden ayıran özellikler istekler arzular vardır…
ve bu çizgiyi bu hududu en iyi şekilde çizen kanunlar manzumesini
”’İSLAM ”” en iyi şekilde çizmiştir…
ve ve bu kadın hakkı yok bilemem anneler günü gibi safsataları uyduranlar emin olunnuz şer odaklardır, toplumları manipüle etmek için şer namına kadınlara sözde özgürlükler vaad etmekle sokaklara yarı uryan bir şekilde çıkarmakla , onları ticaretlerinde kullanmakla en iyi şekilde istismar etmenin ve bunun ötesindede toplumların ahlak anlayışını kökten yıkmak kökten silmek gayesi ve amacıdır ve bunu yaparkende çok cömertte oluyorlar…maalesef…
bizlerinde bu şer odaklara karşı anti tez anti virüs antiseptüm ilaçları geliştirmemiz ve topluma vermemeiz lazım yoksam pasif durmak ile o şer odakların ekmeğine yağ bal sürmekten başka bir şey yapmamış oluruz…
her şeyden önce kendi ailemizden başlayalım kadın hakkını hukukunu
öğrenerek uygulayarak başlayalım kadınlarımızda bu hususta gereken fedakarlıkları da göstererek en yakınlarından bu işin ehemmiyyetini anlatsınlar çevrelerine,……
sitenizin içeriği eşsiz ……gönlünüze dimağınıza sağlık…..
RABBİM CEMALİNDEN MAHRUM KILMASIN……….
33.
Hakan | Mayıs 3, 2007 at 10:59 pm
Saygılar
34.
OneXdaY | Mayıs 15, 2007 at 8:26 pm
SiteniS hayırLı oLsun ßaŞarıLarınızın Devamını diLeriZ
35.
persfektif | Mayıs 16, 2007 at 7:52 am
iyi gunler siz de uygun gorurseniz siteniz ile link degisimi yapmak isterim/
http://persfektif.wordpress.com/
DİJİTAL HAYAT
haberdar ederseniz sevinirim. sagolun . vol_koc@hotmail.com
36.
persfektif | Mayıs 21, 2007 at 9:14 am
selamınaleykum. sıtenızı ilhanım baslıgı ıle eklemıs bulunuyorum. siz de benım blogumu eklersenız sevınırım. tesekkurler hayırlı gunler
37.
mehmet | Mayıs 22, 2007 at 7:23 am
allahın selamı bereketi ve rahmeti üzerinize olsun inş.
sitede emeği geçenlere selamlar allah razı olsun güzel ve faydalı site olmuş
38.
selim | Mayıs 23, 2007 at 12:20 pm
ASTIM BRONŞİT ÖKSÜRÜK VE NEFES DARLIĞI İÇİN DOĞAL ŞİFA ANDIZ
PEKMEZİ!!!!
ANDIZ PEKMEZİ AKDENİZ BÖLGESİNE AİT BİR PEKMEZDİR.ANDIZ AĞACI
ÇAMGİLLERDEN BİR AĞAÇTIR.
PEKMEZİDE ANDIZ AĞACININ KOZALAKLARINDAN YAPILIR.DOKTORLARINDA ASTIM
HASTALARI
İÇİN TAVSİYE ETTİĞİ BİR PEKMEZDİR.
EĞER ANDIZ PEKMEZİNİ KAHVALTILIK KEYİF OLSUN DİYE ALACAKSANIZ HİÇ
ALMAYIN DERİM ÇÜNKÜ DİĞER PEKMEZLER GİBİ TATLI DEĞİL.TADI TATLIMSI
ACIMSI VE MEŞİNİMSİDİR.
AMA ASTIM VE BRONŞİT İÇİN DÜŞÜNÜYORSANIZ ARADIĞINIZ DOĞAL PEKMEZ BU
DERİM.
KULLANIMI:SABAH ÖĞLEN AKŞAM YEMEKTEN YARIM SAAT ÖNCE AÇKARNA BİR TATLI
KAŞIĞI
ALACAKSINIZ.BU ARALIKSIZ EN AZ BİR AY SÜRMESİ GEREKİR. ONDAN SONRA
GÜNDE BİR KAŞIK
ALSANIZ KAFİ GELİR.İNŞAALLAH BİR AY SONRA ŞİFA BULMAYA
BAŞLAYACAKSINIZ.
KAYBEDECEK BİR ŞEYİMİZ YOK. ÇÜNKÜ ANDIZ PEKMEZİ DOĞAL BİR ÜRÜNDÜR.YAN
ETKİSİ YOK.
EN İYİ İLAÇLARIN BİLE AZDA OLSA YAN ETKİSİ OLUR.
ANDIZ PEKMEZİNİN FİYATI:450 GR 5,00YTL.—800GR 9,00YTL.DİR.
ÜRÜNLERİMİZİ TÜRKİYE’ NİN HER YERİNDEN KARGOYLA SİPARİŞ
VEREBİLİRSİNİZ. KARGO ÜÇRETİ ALICIYA AİTTİR.
DİĞER ŞİFALI ÜRÜNLERİMİZ İÇİN TIKLAYABİLİRSİNİZ
39.
hikmet | Mayıs 28, 2007 at 5:06 pm
BU YÖRESEL LEZZETLERE DOYAMADIM.
BEN ANADOLU’YU GEZMESİNİ SEVEN BİRİYİM.YÖRESEL LEZZETLERE İLGİM VARDIR.SİZE ANTALYA’NIN
YÖRESEL LEZZETLERİNDEN BAHSEDECEĞİM.
ANTALYA ‘DA AKLIMIN UCUNDAN DAHİ GEÇMEYEYECEK REÇELLERLE KARŞILAŞTIM.PATLICAN REÇELİ, KARPUZ REÇELİ, TURUNÇ REÇELİ, CEVİZ REÇELİ, BALKABAĞI REÇELİ, BERGAMOT REÇELİ .İLGİNÇ DEĞİLMİ.
BU REÇELLERİ HERBİRİNDEN ALDIM TABİKİ.AMA GERÇEKTEN HARKÜLADE TATLARDI.
ANTALYA ‘NIN YÖRESEL REÇELLERİNİ İNCELEMEK NASIL YAPILDIĞINI ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ VEYA SATIN ALMAK İSTİYORSANIZ
ADRESİNİ ZİYARET EDİN.
SİZLERE İYİ GÜNLER DİLİYORUM.
40.
omer568 | Temmuz 26, 2007 at 10:14 am
Bir Mümini Sevindirmek..
Cafer bin Muhammed, dedesinden rivayet ediyor:
Bir kimse, bir mümini sevindirince, Allah verdiği bu sevinç sebebiyle, onun
için bir melek yaratır. Kul, kabrine vardığında, o Sevinç Meleği gelir ve
ölen kişiye: Beni tanıyor musun? der. Ölen kişi: Sen kimsin? diye sorar.
Sevinç Meleği: Ben filancaya verdiğin sevinc(ten yaratılan melek)im. Bugün
senin yalnızlığında sana dost olacağım ve sorgu meleklerine vereceğin
cevapta sana telkinde bulunacağım. Kıyamet günü göreceğin dereceleri sana
seyrettireceğim. Senin için Rabbinin yanında şefaatçilik yapacağım. Sana
cennetteki yerini göstereceğim. der.
(İbn-i Ebid-dünya/Sevap)
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz. Kim
kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir.
Kim bir müslüman kardeşinin bir sıkıntısını giderirse, Allah da, onun
kıyamet sıkıntılarından bir sıkıntısını giderir.
Kim müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun
ayıbını örter.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
Sevgili Peygamberimiz S.A.V:
–“Zâlim de olsa, mazlum da olsa kardeşine yardım et” buyurmuştur. Kendisine
sormuşlar:
– Mazlum kardeşe yardımı anladık, fakat zâlime nasıl yardım edeceğiz?
Hz. Peygamber bunun üzerine:
–“Onu zulmünden vaz geçirirsiniz. Bu da ona yardımdır” buyurmuştur.(Buhârî,
Mezalim)
41.
omer568 | Temmuz 26, 2007 at 10:16 am
Yere yap-boz parçalarını dağıtın ve bunların dünyaya ait tüm bilgiler olduğunu farz edin. Örneğin bazı parçalar ışık, bazı parçalar renk, bazıları da sesler olsun. Şimdi bu parçaları teker teker alın ve resmi oluşturacak şekilde birleştirmeye başlayın. Sizin uzun uzun düşünerek yaptığınız bu işlemi Allah’ın ilhamıyla hareket eden beyniniz saniyede yüzlerce kere yapar. Nasıl mı?
Beyin gözden, burundan, kulaklardan, deriden, ağızdan gelen bilgileri alıp biraraya toplayarak bir anlam ortaya çıkarır. Bunu yapan ise beyninizdeki 100 milyar sinir hücresidir. Bu hücreler durmaksızın çalışarak sizin yediğiniz elmanın rengini görmenizi, en yakın arkadaşınızın sesini tanımanızı, patates kızartmasının kokusunu almanızı sağlar.
Yan sayfadaki resimde beynin içinde konuşan, gören, duyan, koklayan, hareket eden, uyuyan çocuklar görülüyor. Ancak elbette bu hayali bir resimdir. Bu resim, beynin hangi bölgesinde hangi işlemlerin gerçekleştiğinin anlaşılması için yapılmıştır. Gerçekte beynin içinde var olan sadece mikroskop altında görülebilen sinir hücreleridir. Peki, sizce sinir hücreleri en sevdiğiniz oyuncağı görebilir mi veya çikolatalı dondurmanın tadını alabilir mi? Elbette böyle bir şey mümkün değildir. Çünkü sinir hücreleri incecik iplik gibi et parçalarından oluşur. O halde çevremizdeki bu mükemmel dünyayı yaratan çok üstün başka bir güç sahibi olmalıdır. Bu güç sahibi Allah’tır. Herşeyin sahibi olan Allah, etrafımızdaki herşeyi kusursuzca yaratmakta ve bize güzel bir hayat sunmaktadır. Bize düşen ise bu durumda Rabbimize şükretmektir. Allah, Kuran’da gözlerimizi ve kulaklarımızı örnek vererek buna şükretmemiz gerektiğini şöyle bildirmiştir:
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz. (Müminun Suresi, 78)www.islamyolculari.net
42.
MihmâN | Ekim 3, 2008 at 8:39 pm
Selamun Aleykum. Çok Faydalı bir blog görüyorum ki unutulanların arasına girmeyee hazırlanıyor
43.
dj__amortsi | Mart 30, 2009 at 2:47 pm
sabahtan beri siteyi geziyorum dev bi arşiv gibi maşşşiiii
44.
emre karaaslan | Ağustos 5, 2009 at 10:42 am
müslüman bir psikolog arıyorum hanımım için…mümkünse…s.a.
45.
serdar | Ağustos 18, 2009 at 2:01 pm
sa. nasılsınız iysiniz inşallah kusuruma bakmassanız bir sorum olacaktı.benim1 yaşında bir kızım var.ve allah nasip ederse bir çacugum daha olacagını ögrendik.bize sölenene göre hamile olan kadın çocuk emzirmez dediler dogrumu hocam dinen bir sakıncası varmı.cevap verirseniz sevinirim saygılar.
46.
mehdıye | Ağustos 25, 2009 at 7:23 pm
selamun aleykum ablacım su anda bu yazıyı yazarken bıle gozyaslarımı tutmaya engel olamınyorum gırdıgım cıkmazlar tam tutunacak bır dal buldum derken o dalın kırılması ben yıllardır cok zor durumlar yasıyorum bır gun delırecem dıye cok korkuyorum yada delırme yolundayım o kadar cok ıhtıyacım varkı ımanı destek almaya en yakın sıze hıssettım kendımı bana yardımcı olacagınızı umuyorum Allaha Emanet OLun